13 Ağustos 2011 Cumartesi

Maskeli Balo: Şehir Asalakları ve Devrin Adamları


“bu düzen bizi yiyecek değil; çoktan yedi ve hazmetti..”

Toplum mudur insanı değiştiren yoksa devir mi? Devrin adamı olunca mı mutlu oluruz; diğer cemiyetin mensubu olursak mı? E-) Hiçbiri?
Devir insanları ve cemiyet insanları arasında düşünce, davranış ve hayat algılayışlarında dağlar kadar fark olmasının sebebi, iki kutbun da birbirlerine karşı yaptıkları misilleme ve itirazdan doğmuştur.. Siyahlara itiraz beyazlar; refleksif olarak gerçeklere itiraz hayaller, doğa olarak yazlara kışlar gelmiştir.. Zıtlıklardan oluşan vicdani irade, yaşam ve doğa ile bezenmiş bir evren.. Kalem ve kağıt gibi birleştirici unsurların sözünün geçmediği bir dünya.. Zıttan ilham almış bir dünya politika, düzen, düzen ve düzen..
Vahşi düzenin ilham aldığı tek peridir zıtlıklar.. İlhamdan doğan ve mükemmel işleyen sistem, insanları, halkları hatta aileleri birbirinden soğuturken eseri oluşturan sanatçının tek yaptığı sermayeyi cebe indirerek olan biteni kahkahalarla izlemek..

Zıtlıklar hayatı doğurdu; ya da doğuramadan düşük yaptı.. Her devrin ideolojisine karşı var olan diğer ideolojiler bıçak bileyip lider ideolojiye karşı itiraz olarak yeniden doğdu, daha ateşli bir şekilde liderin karşısına geçti.. Haklı olarak...
Muhalif hep fevri ve asabi oldu, lider kutup hep sakin ve cüretkar.. Devir değiştiğinde roller de değişir, daha da gelişir farklı bir şekle evrilerek yeni itiraz ve ideolojileri oluşturur..

Günümüz ideolojisi ve misillemesi de tarihten beri süregelen bu kısır döngüye uyarak hiçbir figür kaçırmadan aynı adımlarla tangosunu sürdürmektedir..
Yeni Türkiye düzeninde iki kutup yerine 3 kutup ve bir “yancı” bulunuyor.. Lider muhafazakarlar, ona itiraz olarak alevlenen laikler, maneviyattan öte maddi çıkarları doğrultusunda lider ideoloji ile namaz kılıp, laiklerle şarap içenler ve kutbunu bulamayıp kendini kutbunu çizenler..

Kutupları çizenler kitleleri peşine sürüklediğinde ise kutuplar bir avuç kum tanesi sayısı kadar çeşitleniyor.. Günümüzde devrin adamı muhafazakar “Yunus Bey” ve ona misilleme laik “ Cumhur Bey” var. Muhafazakar Yunus gayet sakin ve barışçıl söylemlerde bulunan sıranın başındaki maskeli adam, diğer yanda itiraz edeyim derken kutbunu bulamayan kitlelerden kendisini soğutan laik maskeli cumhur.. Devrin adamı Yunus, girdiği ortamda tüm işlerinde Allah’ı katar, kitlelerin duygularını kendi cemiyeti içinde bulunan döviz bürosunda bozdurarak maddeye; sermayeye dönüştürür.. Pahalı arabalara biner, eşleri marka başörtüleri alır ve taktığı türbanın markasını ense kökünden sarkıtarak herkese gösterme çabasına girer.. Ticaretleri kendi içlerinde olur, başkasını katmazlar, gözü bozuksa siyah, kalın çerçeveli gözlük takar, içki içmez, kazak altına gömlek giyer, iki ucu olmayan bıyıkla dolanır, kimin bir işi daha iyi yaptığına bakmadan kendi ideolojisindeki adamı yüksek mevkiilere yönlendirir, başı açık kadınlara iyi gözle bakmaz ama karşısındakine belli de etmez, pahalı arabalara biner, lider ideolojiye mensup olmasının kaymağını yer; bitince parmağıyla sıyırır ve yeni kaymaklar ister, o kaymaklar gelir de.. Zikri dolara endekslidir, aynı gazeteyi okur, aynı kanalı izler, aynı bankaya sermayelerini yatırır, aynı şarkıları dinler tektipleşir, cemiyetindeki insanlar birey değil; cemiyetin tamamı yalnızca tek bireydir..

Kendisinin doğru kıldığı olguları, özgürlük olarak nitelendirir. Amaçları her kesimi ve herkesi kendi tavalarında kısık ateşte eriterek ideolojisini bucaksızca hakim kılmasıdır başat amacı..

Laik maskeli misillemeci Cumhur ise kitlelere bu döviz bürosundan bahsederken ideolojisinin çemberinden çıkarak başka alemlere kaydırıverir.. Muafazakarlığa misilleme yapayım derken dine itiraz ederken buluverir kendini.. Lider ideolojiden olanlar; cumhur’a göre cahil, bilgisiz ve saftır..

Kapalılara saygısı sonsuz gibi görünüp içlerindeki müthiş önyargıyı bahçe hortumuyla sulayarak daha da köklenmiş bir şekilde büyütür.. Cumhur, Yunus’un yaptığı her şeye karşı çıkar, din kelimesinin D’si okunsa direkt karşı atağa hazırlanır.. cumhur şehrin adamıdır, her şeye karşı gelen asalağa evrilmiş durumdadır.. Türbanlı aptaldır, çağ dışı varlıktır, namaz kılana mesafelidir, içki içmeyi, 2 parmak etek giymeyi özgürlük sanır, kendi ideolojisinden bihaber yeni bir ideoloji oluşturur kafasında bilmeden.. Zihin refleksinin hat safhalara çıktığı bir ideolojik evrime geçer.. Laikliğin din ve bürokrası ayrımı olduğunu unutup dinsel her unsuru yıkmak başat amacıdır.. Cumhur zamanında lider ideolojiyken, ezanı Türkçe okutmuş, üniversitelerde ikna odaları kurmuş ve laik rejime karşı olanları sert bir şekilde kabuğuna yollamıştır.. Devrin değişip rollerin takas edildiği dönemde ise aynı durumları “Yeşil” gözlükle izlemekteyiz.. Asker bastırılmış, bürokrasiye din katmış, muhalefeti, kendi muhalifken karşılaştığı zorluklardan çok daha sert bir şekilde misillemesini yapmıştır..


Cumhur kendini laik olduğu için modern ve batılı sanmaktadır.. Açık giyinir, ahlaksızlığı modernitenin olmazsa olmazından sayar.. Yunus ahlaka çok önem verir fakat, ahlakı namus ve imandan oluştuğunu sanır.. Haysiyetsizliğin ve karaktersizliğin her türlüsünü yapar ve kendisine ahlaklı der.. Maskeler düştüğü anda yunus ve cumhur ne yapacaklarını bilemezler, tırnak ucunda beyin hücrelerine kadar hırsla dolmuş birer canavar olduklarını kitlelere gösteriverirler.. Arasıra maskelerinin bağı çözülerek düşüveriyor; fakat bu önemli anları gerek medya, gerekse işleri sakata gelecek olan büyük sermaye sahibi patronlar yayımlamaya izin vermiyor.. Anadolu’daki hala ideolojisini ahlak üzerine kurulduğunu, İzmir’deki ise ideolojisinin Ata’ya baktığını sanıyor..

Gelelim yancı ideolojiye.. Bunlar devrin tilkileridir.. Kalan artıkları yer, iki devletin çarpıştığı savaşın ardından kalanları toplayarak, kazanan devlete sonsuz saygı ve nezaketle yaklaşır..

Bir Yunus veya Cumhur değildir; Ahmet, Mehmet, Ali veya Veli’dir bunlar.. Liderle namaz kılıp karşı kutupla şarap içer.. Hep karlı çıkarlar, kitleler onlara karşı nötrdür, onlar ise kitlesine göre tüm fraksiyonunu yeniden programlar..
Bir de hiçbir kutbu kendisine yakın hissedemeyen araf sakinleri vardır.. bunların kimseye yararı veya faydası yoktur, etraflarında sevlirler ama onlardan biri olmazlar.. İki tarafa da saygılı olup kendi kutbunu kendi içinde çizmiştir, ideolojisini duyurarak kitleleri peşinden sürüklemek yerine fikrini kendi içinde yaşar.. Sorana söyler ama propagandasını yapmaz.. Maskesi yoktur fakat makyajı vardır.. İki tarafı da kırmak istemez, sivri fikirlerini ortaya atarak sevdiği insanların kendisinden uzaklaşmasını istemez.. Aslında onun yaptığı ideolojilerin en zorudur.. Suskunluk sarmalı teorisinden etkilenmemeye çalışır, yalnız kalabilme olasılığı diğer görüşlerden pekala çok daha fazladır.

Mutludur, mutlu kalmaya devam edecektir, zıtlığı oluşturan sermaye sahipleri

olanları balkondan gülerek izlerken, bu arkadaş sermaye sahibi balkonda arkası

dönükken ona bakarak “amma büyük götü varmış” diye düşünür.. Başlığa istinaden

aklıma geldi söyleyim, maske filmi ve çizgifilmi çocukluk dönemimi şenlendiren

önemli bir etken idi..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder